Göz Görmeden Gönül İnanmaz – Mı? - 4 sene önce

Markaların kendine güveni mi az? Özellikle TV reklamlarında ürünlerin sürekli önce-sonra formatıyla kendini ispatlama çabaları siz de bunu düşündürmüyor mu? Bunun sebebi ne olabilir ki?

İnsanlar bir şeye inanmak için gözleriyle görmek isterler. En çok gördüğüne inanmak mantıklı gelir insana. Bu yüzden de ilizyonistler hep görsel şovlar yapar. Sizi kelime oyunlarıyla aldatmaya çalışan bir sihirbazı izlemeye, daha doğru dinlemeye gider miydiniz? Çünkü gözümüze öyle inanırız ki, bizi görüntülerle aldatan mutlaka inanılmaz işler yapıyordur diye düşünür, hayran oluruz. Bu yüzden “gözümle görmeden inanmam” sözünde olduğu gibi ispatı hep görmek isteriz.  Reklamlar için de aynı şey geçerli. Ürünlerin vaat etiklerinin gerçekleştiğini gözümüzle görünce daha bir ikna oluruz. Bu yüzden reklamlar da vaat ettiklerinin gerçekleştiğini göstererek ispatlamayı amaçlarlar. Örneğin reklamda geçen deterjanı kullanmadan önceki lekeli halı gösterilir, ekranda bir çizgiyle ayrılan sağ tarafta da kullandıktan sonraki pırıl pırıl halı !

Kullanmaktan En Keyif Aldığımız Duyumuz: Görmek

TV izlemek mi daha yaygın, kitap okumak mı? Evet, en çok görme duyumuzu kullanmayı severiz. Zihnimizi de fazla yormadan yaptığımız izleme eylemini bize kolay gelir. Bu yüzden bir reklamda anlatılan vaat görselleştiriyorsa daha çok izlenir. İnsanlar gördüğüne inanmak eğilimindedirler çünkü. Biri ekrana çıkıp “50 kilo verdim derse” pek inanmayız, inansak bile 50 kiloyu hemen gözümüzde canlandıramayabiliriz. Oysa ekranı yarıya bölüp olayın önce-sonra fotoğraflarını gösterirlerse bize, inanma olasılığımız artar. Böylece o diyet içeceği veya zayıflama merkezi yeni bir müşteri daha kazanabilir.

Kendini İspat Çabasındaki Ürünler, İnanmakta Nazlanan Müşteriler

Oysa bu bitmek bilmeyen ispat çabası kimi zaman anlamsızlık tuzağına düşmüyor mu? Nasıl oluyor da tüm deterjanlar diğerlerinden net bir şekilde daha temiz yıkayabilir? Aranızda diş macunu reklamlarındaki gibi, parlak dişlerle gülücükler dağıtan bir insanoğluna rastlayanınız var mı? Büyük ihtimalle görsek “dişinize bir şey bulaşmış deyip uyarırız. Bu anlatımların klişe durumuna geldiğini değerlendirmek gerektiği kadar, bazı klişeleri zaman zaman da olsa kullanmadan mesajları iletmenin zor olduğu da gözden uzak tutulmamalı.  İnsanlar gündelik hayatta çok inanmadıkları bir şeyi duyduklarında “reklamları izlediniz” der. Bu yüzden reklamlarda önce-sonra formatı kullanılacaksa, en azından farklı anlatım yollarına gidilmeye çalışılabilir. Evet, göz görmeden gönül inanmıyor belki ama gözlerin aynı klişeleri izlemekten yorulduğunu da anlamak gerekiyor. Başarılı markalar göz göre göre kör gözüm parmağına klişelere başvurarak müşterilerinin gözünden düşme riskini almamalılar sonuçta.

Fikr-i Orjin’den Sosyal Medya Uzmanı Emrah Özarın’a konuya ilişkin yaklaşımını sorduk:

Emrah ÖZARIN

Emrah ÖZARIN

“Önce-sonra gösterimleri ürün vaadini desteklemek için sıkça tercih edilen bir format. Özellikle somut kanıtın önemli olduğu deterjan, yapıştırıcı gibi ürünlerde hemen her defasında bu formata başvurulur. Oysa prestij, konfor gibi vaatleri olan, örneğin otomobil gibi bir ürün kategorisinde durum daha farklıdır. Önce-sonra gösterimi yerine, marka vaadi hikaye içine yedirilir. Sosyal medya paylaşımlarında da bu konuda çok kreatif görseller ve videolar üretmek mümkün.”

Not: Bu yazımızı ve diğer sevdiğiniz yazılarımızı sizler de dilediğiniz gibi paylaşabilirsiniz. Kaynak göstermenizi istersek ayıp etmeyiz herhalde. Tüm hakları saklıymış bize öyle söylediler.