Markaların Ramazan Hareketliliği - 1 sene önce

Her Ramazan olduğu gibi bu Ramazan da, henüz ilk iftarlar açılmadan TV’lerdeki ve diğer mecralardaki reklamlarda iftarların açıldığı filmler, görseller paylaşılmaya başlanmıştı bile. Markaların böyle önemli ay karşısında duyarsız kalmaları düşünülemez. Ama tarz nasıl olmalı? Yaklaşım nasıl olmalı?

Mesele İnandırıcı ve Samimi Olmak

Öncelikle tüketicilerin her yıl benzer reklamları izlemekten sıkılacağını da düşünmek gerekiyor. Allah aşkına her Ramazan neredeyse birbirinin aynı büyük sofralarda toplanan insanları konu alan içecek, makarna, çorba gibi ürünler hakkındaki reklamlar ne kadar izlenir? Ne kadar samimi bulunur? Ayrıca azımsanmayacak sayıda marka Ramazan kapıya dayanınca ürünlerine zam yapıyor bildiğiniz gibi. Böyle durumlarda paylaşmaktan, komşuluktan dem vuran ürünlerin TV spotlarıyla tüketicinin karşısına çıkmaları; senaryolardaki amcaların, teyzelerin, torunların iftar telaşını da yapmacık ve samimiyetsiz kılmıyor mu?

Ne mi yapılabilir? Önerilerimiz var tabii. Eğer bir marka aynı sofra görüntüleriyle, birbirinin neredeyse aynı senaryolarla her Ramazan halkın karşısına çıkıyorsa;

1-Senaryo değiştirebilir. Bunun zor ve ciddi kreativite isteyen bir şey olduğunun farkındayız. Ama bu durumları çözmek, klasik ve artık etkisini yitirmiş anlatım dilleri yerine; yenilikçi çözümler üretmek de tam da reklamcılığın kotarması gereken bir iş değil mi?

2-Bıktıran birbirinin aynı reklamlar yerine viral internet videoları üretilip, onların TV için kısa teaser (meraklandırıcı) versiyonları yapılabilir.

3-Markalar sponsorluk gibi uygulamalara da yönlenebilirler. Bu alternatif iletişim çalışmaları arasında gazetelere ve dergilere verilebilecek yemek tarifi ve faydalı dini bilgiler kitapçıkları bulunabilir. Sosyal medyada markalar bunlar gibi faydalı paylaşımlar yapabilirler. Ama bu çeşit bir içerik ağırlıklı iletişimde de aynı noktaya dikkat etmek önemli. Yani içerikler gerçekten bilgilendirmeli, ilgi çekici, farklı olmalı. Yoksa basmakalıp TV reklam filmlerinden bir farkı kalmayacak ve rağbet görmeyecektir. Ve eğer markalar Ramazan’da sosyal sorumluluk içeren duyarlı bir iletişim izlerlerse hem bu ayın ruhuna uygun hareket etmiş olacaklar, hem de müşterileri tarafından takdir edileceklerdir.

Fikr-i Orjin’den Oktay Eskiyayla’nın konu hakkındaki yaklaşımı şöyle:

Oktay Eskiyayla

Oktay Eskiyayla

“Ramazan dolayısıyla özellikle TV reklamlarında ciddi bir artış görüyoruz. Oysaki havaların da güzelleşmesiyle birlikte insanlar daha çok dışarda bulunuyor. Böyle anlarda ise yanlarında bulundurdukları cep telefonlarıyla vakit geçirebiliyorlar. Bu yüzden sosyal medya başta olmak üzere dijital mecralar, Ramazan’da marka iletişimi için daha çok kullanılmalı. Web sitelerindeki reklamlar daha çok dikkat çekebilir. Açıkhava reklamcılığı da kullanılabilir. Ancak markalar için, işi abartmadan, ticari boyutu fazla zorlamadan hedef kitleyle konuyla ilgili iletişim kurmanın daha doğru olacağı kanısındayım.”

Orijinal fikirli günler dileriz.
Fikr-i Orjin Reklam Ajansı

 

Not: Bu yazımızı ve diğer sevdiğiniz yazılarımızı sizler de dilediğiniz gibi paylaşabilirsiniz. Kaynak göstermenizi istersek ayıp etmeyiz herhalde. Tüm hakları saklıymış bize öyle söylediler.

“Ramazan dolayısıyla özellikle TV reklamlarında ciddi bir artış görüyoruz.