Milli Takımı Reklamlar Mı Havaya Soktu? - 1 sene önce

Milli futbol takımımızın Avrupa şampiyonasında çoğumuzu hayal kırıklığına uğrattı. Oysaki ne kadar çok beklenti içine girmiştik. Ne kadar da kendimizi büyük coşkulara hazırlamış, biz bitti demeden bitmeyeceğine inandırmıştık. Televizyon ekranlarından spor sitelerinin web tasarım formatlarına her yerde daha çok kırmızı-beyaz görmeye başlamıştık. Heyecanla maç saatini bekliyorduk.

Oysa maçlar başladığında kırmızı-beyaz renkleri bile görmedik sahada. Bir mavi forma, bir sahada Gençlerbirliği mi var dedirten siyah-kırmızı forma gördük.

Peki duygularını uçlarda yaşadığı söylenen biz Türkler, futbol ekibinin durumunu iyi analiz etmeden fazlaca beklenti içine mi girmiştik? Bunun sebeplerini bir süredir tüm Türkiye tartışıyor. Biz konuya kendi mesleğimiz açısından yaklaşmak istedik: Reklamcılık penceresinden yeşil sahalara bir göz attık.

Öncelikle TV reklam kampanyalarında milli takımın bolca boy gösterdiğini gördük. Bu son derece normal hatta ekonomik canlanma ve markalar açısından olumlu bir durum. Ancak önemli olan bu kampanyalarda senaryoların, reklamın tonunun nasıl olduğu. Sürekli sanki kupayı çoktan kazanmış, ya da en büyük favorisiymiş gibi görülen bir milli takım izledik çoğu reklamda. Bu tip reklamların ne kadar ilgi çektiği ve etkinliği tartışılmalı belki de. Evet başarı dilemek ve destek beyan etmek güzel ve hatta gerekli. Ama sanki kupa çantada keklikmiş gibi bir reklam tonu, sevinme ve coşkunun ötesine geçen yer yer snoplaşan senaryo içerikleri bize ne verebilir? Sektöre ne verebilir, markaya ne verebilir? Milli formadaki eksantrik grafik tasarım yenilikleri puan olarak hanemize yazılabilir mi?

Diğer bir önemli nokta: Birçok markanın Avrupa şampiyonası öncesi milli takıma destek mesajlı kampanyaları genelde benzer senaryolar, konseptler içeriyor. Bu da birbirinin nerdeyse aynı marka algıları oluşturuyor. Bu gerçekleri görmezsek zaten irtifa kaybeden konvansiyonel reklamcılığa en büyük darbeyi vurmuş oluruz. Yaratıcılıktan uzak, basmakalıp ve sentetik TV reklamlarına milyonlarca lira harcatırsak kendi bindiğimiz dalı kesmiş oluruz.

Gole Sevinirken Kanepeyi Kırmak

Geldik başta bahsettiğimiz TV reklamlarının milliler üzerine olumsuz etki etme ihtimaline. İşte bu noktada, aslında halkın geniş çoğunluğunun reklamlarda bile duymak, izlemek, görmek istediği “başarmak için mücadele eden bir takım” profiliydi. Oysa nerdeyse tüm reklamlarda maçları kazandık, kupaları çoktan aldık; daha ilk başlangıç düdüğü çalınmadan. İşte bu durumun kafileyi rehavete kapılma ve fazlaca havaya girme noktasında nasıl etkilediği kesinlikle araştırılması, üzerinde düşünülmesi gereken bir konu.

Her reklam ajansı şu konular üzerinde etraflıca düşünmeli: Şampiyona öncesi bizim TV reklamlarını izleyen bir yabancı bu insanlar neden ha bire bağırıyorlar, gol olunca yandaki arkadaşlarının kaburgalarını kırarcasına üzerine atlıyorlar diye sorabilir. Gol olduğunda neden kanepeyi kırıyorlar sevinçten? Bu görüntüler toplumumuzu yansıtmadan öte, toplumumuzun kötü birer karikatürü gibi. İnandırıcı, sahici, orijinal işler üretmeliyiz. Biz bitti demeden bitebilir sonra.

Emrah ÖZARIN

Emrah ÖZARIN

 

Fikr-i Orjin Reklam Ajansından Emrah Özarın ise TV reklamları – milli takım performansı ilişkisini şöyle görüyor:

“Reklamların bir kısmı marka hedeflerine katkı sağlıyor bence. Birbirinin aynı gibi duran ve milli takımın konu olduğu reklamların da yeniden değerlendirmesi gerekir. Avrupa futbol şampiyonasındaki başarımıza olumsuz etkisi de tartışılabilir tabi. Daha çok sosyal medya kampanyalarına, viral işlere yönelmek lazım bence.”

Not: Bu yazımızı ve diğer sevdiğiniz yazılarımızı sizler de dilediğiniz gibi paylaşabilirsiniz. Kaynak göstermenizi istersek ayıp etmeyiz herhalde. Tüm hakları saklıymış bize öyle söylediler.