İletişim 101 - 11 ay önce

Blog 2

 

İnsanın sosyal* bir hayvan olduğunu söyleyen Aristoteles’ten “sosyal medya bağımlılığı” diye bir psikolojik rahatsızlığın türediği bugüne kadar yaklaşık yirmi dört yüzyıl geçmiş. Malumunuz; insan bir başına hayatta kalabilir ancak gerçek manada yaşamak için başkalarına ihtiyaç duyar. Hatta Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi’nin de her katmanında bir şekilde diğer insanlar, yani iletişim yer alır. Peki, temelden başlarsak doğru iletişim nasıl kurulur?

Doğru iletişimi anlamak için iletişimin ögelerini inceleyerek giriş yapmak en mantıklısı. Dört temel unsur var; kaynak (verici), hedef (alıcı), ileti (mesaj) ve kanal (araç). Ek olarak, geri bildirim (feedback) ve gürültü diye geçen iki ögemiz daha var ki bunları esas dörtlünün dışında kaldıkları için ayırdık. Gelelim bu unsurların ne ifade ettiklerine…

Kaynak: İletişimin başladığı nokta. “İletişimin öznesi” de diyebiliriz. Arkadaşınıza “merhaba” demek isteyen siz de olabilirsiniz, mavi mavi kıpırdayan deniz de…

Hedef: İletişimin nihai noktası, kaynağın ulaşmak istediği kişi, topluluk veya şaşırsanız da cansız varlık. “Merhaba” demek istediğiniz arkadaşınız da olabilir, denizin mavisini gören siz de olabilirsiniz.

İleti: Kaynağın alıcıya ulaştırmak istediği asıl şey; sözcük, duygu, ses gibi her nevi veri. Arkadaşınıza söyleyeceğiniz “merhaba” da olabilir, denizin mavi rengi de…

Kanal: Kaynaktan çıkan mesajın hedef kitleye ulaşmak için kullandığı yol, araç. Arkadaşınıza “merhaba” demek için kullanacağınız telefon da olabilir, denizin mavisini görebilmek için ihtiyaç duyduğunuz ışık ile görüş mesafesi de…

Geri bildirim: İletişimin çift taraflı olması için gereken şey. İletişim, geri bildirim olmaksızın da var olabilir ancak hedef kitlenin mesajı istenen şekilde alıp alamadığından emin olunamaz, tek taraflı iletişim gerçekleşir. Hedef kitle kaynağa mesaj ile ilgili bir tepki verdiğinde geri bildirimde bulunmuş olur ve iletişim tamamlanır. “Merhaba”nızı duyan arkadaşınızın size geri “merhaba” demesi de olabilir, mavisini gördüğünüz denize doğru gülümseyerek bakmanız da… Siz “Amma romantikler!” demeden ekleyelim; deniz örneğinde kaynak cansız olduğu için sizin geri bildiriminizi algılayıp algılamadığını bilemeyeceğiz. Gerçi belli de olmaz; ne de olsa geçtiğimiz günlerde övülen su – hakaret edilen su gibi deney örnekleriyle karşılaştık!

Gürültü: Bu da adeta iletişimin virüsü, etkili iletişimin önüne taş koyan unsur; adından belli! İletinin istenen şekilde algılanmasına engel olacak her şey “gürültü” terimiyle adlandırılır. Telefonda “merhaba” dediğiniz arkadaşınızın Türkçe bilmemesi de olabilir, denizin üzerine sis indiği için rengini görememeniz de…

“İletişimin temel unsurlarını öğrendik, şimdi kurduğumuz iletişim etkili olacak mı?” derseniz maalesef fırınlar, ekmekler ve bazı sayılarla cevap vermemiz gerekir. Kurulan iletişimin tam olarak istediğiniz etkiyi yaratması için kültürel kodlara, empati yeteneğine, zamanlamaya, sıklığa, retoriğe, semiyolojiye, ölçümlemeye, psikolojiye, dil bilgisine, kolektif hafızaya, içgörüye ve daha nicesine hâkim olmanız gerek. Kişisel iletişimde bunlar bir şekilde aşılır ancak iş marka iletişimine geldiyse aman dikkat, kaş yaparken gözünüzden olmayın! Hem biz ne güne duruyoruz canım, bir “merhaba” deyin, geri bildirimi ihmal etmediğimizi bizzat tecrübe edin!

Yaratıcı günler dileriz.
Fikr-i Orjin Reklam Ajansı

*Bazı kaynaklarda “politik” diye geçer. Ancak “sosyal” daha yaygın, daha dile pelesenk, daha lezzetli.
Not: Bu yazımızı ve sevdiğiniz diğer yazılarımızı dilediğiniz gibi paylaşabilirsiniz. Yalnız, kaynak göstermenizi istersek ayıp etmeyiz herhâlde. Tüm hakları saklıymış, bize öyle söylediler.